Can Bonomo! 

Yarın sabah 05:30 kalkacağım için erteliyorum! En sevdiğim Can Bonomo konseri yorumu yolda! Evimde, beşiktaşta 😬❤️:) seneler sonra iyi ki varsın! 


Ölüm… ölüler… ve yaşayan ölüler!

Her bir ölenin, ne zaman ve nasıl öldüğünü daha güzel hatırlatıyor artık teknoloji bize! Her biriniz beynime kazınmış! Unutsam bile sağolsun sosyal medya hatırlatıyor! Geçen sene bugün diye! Ya da arkadaşların bunu paylaştı diye… yani artık ölüm gününüzü, unutup hatırladığımız anların haricinde, öldüğünüz günü, nasıl öldüğünüzü, o gün neler hissettiğimizi, her sene her detayı ile yaşıyoruz! Anmaya çalışırken, ölüyoruz ve öldürüyoruz belkide.. bende şu anda aynısını yapıyorum aslında… aynı bokun ayrılmaz parçaları olarak yaşayan ölüleri oynuyoruz işte…  ölümü kabul etmek zor geliyor bize. Ama aslında işimizden, ailemizden, sevdiğimizden ve beşiktaş sahilinden bile çok daha yakın bize…  dedim ya aynı bokun birleşenleriyiz… İnönü de ateş yakılır, çevresinde içilirdi… abilerimiz C tepesinde içer kardeşlerini anardı… şimdi nefes alırken bile, hayatta hissederken bile eskileri böyle anıyor olmak bizim ayıbımız…  hoş acısı bize… hangi birinize yetişebiliriz ki.::

hayat işte ( sağlam bir küfür) 

Hangi birinize ne zaman yazsam bilemedim… saysam, yazsam, ne çok insan kaybettik lan biz! Yürek dayanır mı dersin? Ama bak hala yaşıyoruz ve dayanıyoruz demek ki! Alışıyoruz! Evladını kaybeden insanlar hala yaşıyor! Gözümüzün içine bakıyor! İyi ki siz hayattasınız diye!  Bize bok yemek düşer diyesim geliyor ama işte acısı başka herkes için demek ki… 

ölüm güzel şey… her birimiz orada olmayacakmıyız sonuçta! 

Çocukluğumdan, yetişkinliğime… her gidenin, her birinizin olduğu yere denk gelirimde, gelirizde yine karşılaşırız umarım… 

Her bir gidenin ardından yazmayacağım söz verdim kendime demek istiyorum ama olmayacak galiba… 

Cloud 9 daki son halini hiç unutmayacağım… 

Birde gülüşünü… ve Gökçen’le olan can bağınız var ya! Gökçen’ in sana karşı olan, gökçenin kardeş sevgisi… belki de o bana sen hala varsın gibi hissettiriyor! 

Öyle işte… iyiler ölüyor ve biz arkalarından saçmalıyoruz…

Kimse alınmasın… dedim ya hepimiz aynı pazılı tamamlamaya çalışan parçalarız!

Herşeyin hayırlısı…  


Eskiden fotoğraflarımızın olduğu albümlerimiz vardı…

Hatırlar mısınız? Fotoğraf albümlerimiz vardı! Bende hala var! Evden çaldım… ailemin evinden. Şimdi benim evimde, ara ara bakıyorum! Bir kaçı duvarımda asılı hatta, eklerim buraya.  Ama çok eksik var! Çünkü unuttuk… 

Unuttuk bunları.. şimdi bakıyorum duvarıma ne kadar az insanın anısı var duvarımda! Herşey telefonda! En son üniversitede çekmişiz, eski bir makina ile unutulmayacak anları! işrun la mesela, kızlarla. 

Unuttuk anılarımızı… yenileri ekliyoruz ama dokunduğun, özlediğini hissettiğin bir fotoğraf gibi değil!

Teknolojinin bazı yanlarını sevmiyorum! Fotoğrafa dokunmak güzel şey! Gidenleri asamadım ama teyzem haricinde. Canım acıyor çok, çok erken gittiler diye belki!

Hayat bir fotoğraf şeridi gibi her yanımı sarsın istiyorum! Toprağım anılarımız olsun mesela! Çiçek yerine fotoğraf bıraksın insanlar mezarıma, toprağın altından baktıkça her anı yaşayayım! Yaşarken hissettiğim herşeyi öldüğümde de hatırlayayım! 

Her anı, her güldüğümüz saniyeyi duvarıma asmak istiyorum! Her sabah uyandığımda, gece yatarken, gece arası kabuslardan uyandığımda göreyim ki mutlu olayım! Her an, herkesi ve her kahkayı hatırlayayım! Uyurken yalnız değilsin aslında bak! Diyebileyim kendime! 

Kendime sözüm olsun, kendime doğum günü hediyesi! Polaroid makine alıp istediğim her anı kazıyayım hayatıma, mezarıma çiçek olsun çektiğim her kahkaha!

Albüm yaparız hepsini yaşalandığımızda… vaktimiz olursa. 


“Can Kazaz” ile başlayıp, dostlarım ile devam edip, teyzem ile bitireceğim bu geceyi…

Kendisini tanıma hikayem tamamen tesadüftür..  Caner Mete ye teşekkür olsun… akıllı adam cano! Neyse o başka hikaye ama yazarım elbet ama ve ama  “Can Kazaz” dinleyin…  ruhum dinleniyor mesela benim! Nefes alıyorum uyurken bile… en sevdiğim şarkısı mesela “kendi halimde” … zaten her gün en az 5 öğün dinliyorum, sonra birde (aramızda kalsın ama😬) kendi kendime düet yapıyorum o söylerken kendi halimde ile 😬, mutfakta ama! Orada ses daha iyi oluyor😎) mutlu oluyor insan, hayal kurabildiği için… böyle insanlar dinleyin, böyle insanlar olsun hayatınızda! Hayal kurmanıza sebep olan! Teşekkürler Can Kazaz! 

Birde güzel dostlarınız olsun! Sırf siz istediniz diye, hiç bilmediği bir sanatçının konserine gelen…  zaten hep yanınızda olan… konser bahane lan diyebilen… çok seviyorum hepsini! 

bir de kardeşleriniz olsun!  Ellerinizle yetiştirip, başka departmanlara yar olan!

 (oğuzum bu sana😬)  çiko yu aldım hahahha:) furkan zaten gitti uzaklara:(  ve iyi ki varsınız diyorum hep herbiriniz için çünkü çok şükür çok fazlasınız 😍 ana ekip ❤ biz 

şaka bir yana her daim sevdiğiniz güvendiğiniz insanlar olsun! Bunun için bilmem kaç seneye ihtiyacımız yok, bunun için iyi insanlara ihtiyacımız var ve bir şekilde birbirimizi bulduk ve  buluyoruz! Ben çok güzel, çok temiz ve hiç şüphe etmeden sırtımı dayayacağım insanlar buldum 2012 şubat’tan itibaren, şu ana kadar! Ben bu geceyi 2012 den bugüne kadar tanıştığım her bir insana teşekkür ederek paragrafı tamamlamak istiyorum! 

Yaşanan herşey çok kıymetlidir! Ve bir katkısı vardır! Yerden çöpü alıp çöp kutusuna atmanın bile sana faydası var aslında! Kağıt toplayan insanlara yardım edin, çocuklara özellikle… iyi gelir… çocuk olursunuz… rahatınız kaçar! Şanslı olduğunuz için… birazda isyan edersiniz belki..

Kalbi güzel insanları sevin…  sevdiğinizi gösterin.. sarılın mesela! Sarılan insanlar daha mutlu hissedermiş!  Ne olur 10 saniye sarılsan? 

1 dakika sonra ne sen beni görebileceğini garanti edebilirsin ne de ben seni! Bir anda ölebilirim, ölebilirsin ve her şey, “ama daha bunu söyleyecektim, ya da yaşayacaktık” diye sona erer! Üzerinde ismimiz yazan bir mermerin saplandığı kocaman bir toprak yığını üzerine çiçekler ekip ağlarız keşke diye! Ve yaşanacak her şey keşke derken toprağa girer! 

Benim teyzemle dediğim gibi… keşke seni daha mutlu hissettirebilseydim! Keşke diğerleri değilde ben bu aklımla bu yaşımda yanında olsaydım… 

keşke ama keşke !Sen burada olsaydında her şey daha kolay olsaydı… 

Sen ve ben için bu şarkıyı seçtim bu gece! Keşke yanımda olsaydın, yanında olsaydım diyerek bitiriyorum gecemi çok mutlu ama çok özlemekten ölerek…  Aynı toprak altında aynı solucanlardan, tohumlardan can alacağız biliyorum! Bende öldüğümde güzel bir ağaç yeşerecek ikimizin toprağından, toprağımızdan! Yapraklarında yazacak ” sadece sev yeter ” diye… 


Sevmek güzel…

Sebebin, beklentin olmayınca çok daha güzel! Kendi kendine seviyorsun! Kendi kendine eğleniyorsun, hayal kuruyorsun belki! Olma olasılığını hiç düşünmeden seviyorsun. Olamayacağını bildiğimden mi bilemem ama, iyi geliyor bana… kendimce seviyorum artık herkesi. Hiç beklentisiz. Böyle çok daha sağlıklı galiba. Aşk için varız bence ve ben aşık oluyorum kendimce… mutlu oluyorum “o” na bakınca, iyi ki var diyorum…  iyi ki varız diyorum. Yani hepimiz için…  

Ne demiş Sadri Alışık: Sevmenin sermayesi bedava… Sevin lan birbirinizi! 

Sevin, sevişin… 


Olay özgürlük değil! Olay ruhumuzu özgür bırakmıyor olmamız! 

Vallahi bak! Dur bir odamı toplayayım yazmaya devam edeceğim… fonda Genco Erkal sesinden Nazım şiirleri ile! 

Hazırım… 

özgürlük uğruna konuşup, ruhunu özgür bırakmayan bir insanmışım onu fark ettim son zamanlarda.. hep bir beklenti, bu beklenti için sürekli ama sürekli düşünen bir kafa… beyin, akıl falan kalmadı zaten.

Kafa sadece kafa! 

Düşüne düşüne ruhunun özgürlüğünü hapsetmişsin! Düşünsene! Ruhun huzursuz! Yani yoksun!

Düşünmekten yaşamadığımı fark ettim ben yakın zamanda! Beklentiler hayatını bitiriyor insanın! Hayaller demiyorum bak! Beklenti diyorum! 

Saçma sapan beklentilerimiz beynimizi sömürüyor! Yerini hayallere bıraksak mesela! Olmasa bile hayal yani! Kurması düşlemesi güzel! 

Ruhun özgür en azından! İstediğin her şey olmuş gibi… herşeyden vazgeçmişsin ama yaşamaktan vazgeçmemişsin gibi.

Ruhumu dinlemem, dinlendirmem lazım! Daha çok hayal kurmam lazım! Beklememek lazım! 

Evet! Ölmeden önce ruhumuza huzur vermemiz lazım! 


Kapı Arkası, Herkes benim gibi değildir değil mi? ve kapanış…

Kapı Arkası… Ben çok küçükken Eskişehir’ de yaşardık… Ankara’ya Etlikteki annanemin evine gelirdik… Dedemlere  diyemiyorum pek sevmezdi bizi galiba. Neyse Birde teyzem vardı… o ayrı tabi onu sayfalarca yazsam anlatamam… hayatımın kadını… keşke şimdi yanımda olsaydın…
Neyse ben çok küçükken mavi beyaz bir battaniyem vardı, zaten her şeyim o zamana göre bakarsak erkek çocuk eşyasıydı! arabalar, motorlar… bir tek lambada eteğim vardı hala gözümün önünde onu katlayıp kaldırdığım gün.

O mavi beyaz battaniye ile anneannemin evindeki  en küçük odanın arkasına kendi hayatımı kurardım. Zaten hepimizde orada geçirirdik günü hava soğuksa. Ama ben hep o kapının arkasında yaşardım. Orada oynardım hep. Kapı açılmış, kapanmış kime ne? mutluydum lan! kapı kapalı iken küçücük bir kare alan, açılınca arasında sıkıştığın üçgenimsi battaniyemin katlandığı kendi küçük hayatım vardı orada benim…Oyuncaklarımı hatırlamıyorum… Ama o kapının her açılış kapanış halini hatırlıyorum..

Şimdi kendi evimde, kendi hayatımda yine odamda o kadar güzel küçük dar bir alanım var… kocaman odada her yeri izlemektense oraya kendimi sıkıştırsam çok daha iyi hissedeceğim belki de daha rahat ağlayabileceğim… ama artık beni sıcak tutan bir battaniyem yok ve hiç bir zaman da olmayacak…

Keşke o battaniyeyi hiç atmasalardı… Çocuklarınızın anılarını saklayın ey insanlar… Zamanı gelir çocuklarınızı o eski püskü battaniye hayatta tutar!…

Herkes benim gibi değildir değil mi? Olmamalı yani. Olursa çünkü ben hayata karşı inancımı tamamen kaybederim… İşinizi iyi yapıp, yanınızdaki insanlarla mezarda bile hatırlayacak kadar keyifli vakit geçirip, gülüp eğlenip, sonra bir başınıza kaldığınızda deliriyor muyum diye düşünmüyordur dimi diğerleri de… Yalnız kalmak ile yalnız hissetmeyi karıştırmıyorlardır değil mi? Birileri mutludur elbet, mutlu hissediyordur gerçekten… Öyle geçici değil yani… Çocuğunun olması gibi mesela… bir hayvanının olması  gibi. vardır bunlar… hani böyle iyi ki yaşıyorum dediği anlar vardır ya insanın! işte dediğim o!
beynimiz oyun oynamıyordur herhalde! Bilmem.. öyle olmalı…  benim bu ara olduğum gibi olmamalı herkes… Yalnızlık koymamalı mesela. olsun be diyorlardır dimi…Yalnızlıkta güzel şey, kafa rahat! diyorlardır… Ne olur öyle olun…gerçekten olun ama… Temiz havayı içime çektim diye mutlu olun mesela… Temiz Havayı içinize çekerken canınız yanmasın…

VE KAPANIŞ 
Abbasağa Parkı vardır Beşiktaş’ta… Ben genelde hep yalnız ve gece giderdim arkadaşlardan ayrılınca… Orada, altında tek başıma  yatıp sohbet ettiğim güzel bir ağacım vardır mesela…bütün gece altında uyumak istediğim ama yapamadığım tabi… biraz konuşup ayrılırdık hep…Hangi kapının yakınında ki ağaç adını söyleyemem tabi ama, bilirim… Bilirdim… Geçen gün fark ettim. Emindim o olduğuna aslında… Ama çok yorgundu bu sefer…Emin olamadım benim dert ortağım olduğuna.. Onun içinde zor geçmiş galiba son zamanlar… Bu sefer konuşmadık… Ben ona baktım… O bana bakmadı bile… Çökmüş gibiydi… ne diyeceğimi bilemedim… Haksızdım. Çünkü sevdiklerin ile konuşmak lazımdı ve ben dünya dertlerine düşüp yanından geçerken Merhaba bile demedim ona… çok uzun zaman boyunca…  Ve bugünde demedim… Unuttum yine saçma sapan şeyler düşünürken ev yolunda… Yarın belki gönlünü alırım arkadaşım… biraz dertleşiriz belki…
İyi ki varsın… Hep yemyeşil ve güçlü kal olur mu!